Benim adım 17. Bizimkilerle tanışma fırsatına henüz erişemediğim için gerçek adımın ne olduğunu bilmiyorum, gerçi pek merak ettiğim de söylenemez. Ebeveynim olacak insanlar beni daha bir kaç aylıkken terk edilmiş bir deponun önüne bırakıp gittiler. Etraftan geçen, çöplerden karton toplayan çocuklar buldular beni. Günlerce deponun önünde sessizce yattım. Kapısına bırakıldığım deponun numarası 17’ydi, çocuklar da beni 17 diye çağırmaya başladılar.

Kartoncu çocuklar beni bir süre yanlarında tuttular. Ağlamayan, acıkmayan bir çocuk olduğum için bakımım da baya kolay olmuştu onlar için. Bir süre sonra bulunduğumuz semtteki karton sayısında ciddi azalma meydana gelince, çocuklar mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Yanlarında beni götürmediler ama onlar anne babamdan daha insaflıydı. Gece sokaktan ayrılırken gördükleri ilk ışığı yanan evin kapısına bırakıverdiler beni. Böylece daha bir yaşıma bile girmeden,  ikinci evimden de ayrılmış oldum. Burada da sabaha karşı işe gitmek üzere evden ayrılan evin babası buldu beni kapıda. Adamcağız beni görünce ne yapacağını bilemedi önce. Sonra içinde yattığım karton kutuyu kaptığı gibi karakola götürdü. Kartoncu çocuklar kutuma adımın 17 olduğunu yazan bir not bırakmışlardı. Karakoldakiler de 17 diye çağırmaya başladılar beni. Karakol maceram da uzun sürmedi tabi. Bir iki belge işleminden sonra, çocuk esirgemenin yolunu tuttuk.

Yurtta ilk zamanlar güzeldi. Hala ağlamıyordum. Ağlamayan bir bebek olduğum için beni herkes çok seviyor el üstünde tutuyordu. Bu huyumdan olacak ki bir ailenin gelip beni evlat edinmesi çok uzun sürmedi. Yurda geldikten 4 ay sonra ilk ailenin yanına taşındım.

Zavallı Meymenet ailesinin on yıldır çocukları olmuyordu. Çocuk bakımının tüm evrelerini yaşayabilmek adına, bir bebek evlat edinmeyi tercih etmişlerdi. Benimle o kadar çok ilgileniyorlardı ki ilgilerinden bunalır hale gelmiştim artık ama sesimi çıkarmıyordum. Sessizliğim ilk zamanlar hoşlarına gitse de bir süre sonra bende bir sorun olduğunu düşünmeye başladılar. Bu sefer süslü sepetimle doktor doktor gezmeye başladık. Doktorlar bende herhangi bir sorun bulamıyor, durumumun psikolojik olabileceğini söylüyorlardı. Meymenet ailem, on yıl sonra psikolojik sorunları olan bir bebeğe kavuşmuştu. Onlara yazıktı, benim için endişelenmelerine üzülüyordum ama elimden de bir şey gelmiyordu. Bir yaşıma bastığım günün ertesinde beni yurda geri götürdüler. Benim halim onlarında psikolojisini bozmuştu ve artık benimle ilgilenmek istemiyorlardı. Haklılardı. Ben yine sesimi çıkarmadan yurttaki hayatıma devam ettim(…)