Geçen gece ak sakallı bir dede rüyama girdi. “Şimdi sana kaybolan yıllarını vereceğim. Al tepe tepe kullan” dedi. Ne yapacağımı bilemedim. Elim ayağıma dolandı, kafam karıştı. O şaşkınlıkla ilk üç seneyi tekrar kaybetmişim, sonradan sayınca farkettim. Kafamı toparlayıp neden bana onca yılı geri veriyorsun diye sordum. Sonuçta bir kere kaybetmişim onca seneyi, tekrar kaybetmeyeceğim ne malum dedim. “Çok aklı başında bir insan olmadığını biliyorum ama gene de sana bir şans daha vereceğim” dedi. İyi dedim, aldım kalan kaybettiğim yılları. Almaya çalışırken de arada bir seneyi kaybedivermişim. Sonra oturdum, ben bu fazladan yirmi seneyi ne yapacağım diye düşünmeye başladım. Gece düşündüm, gündüz düşündüm. Serviste düşündüm, çalışırken düşündüm. Rüyamda düşündüm, yemekte düşündüm. Günlerce düşündüm, aylarca düşündüm bir baktım beş seneyi düşünerek geçirivermişim. Baktım olacak gibi değil, kaybettiğim yılları tekrar kaybetmeye başlamışım bile. Şöyle bir silkelenip kendime geleyim dedim. Kalan kaybettiğim yıllarımı bari tekrar kaybetmeyeyim diye plan yapmaya başladım. Doğa turlarına katılıp spora gitme planı yaptım. Gezme planı yaptım, dünya üzerinde görmek istediğim yerlerin listesini çıkardım. Sonra bir ara yüksek lisansa mı başlasam dedim, hem okuyup hem çalışmaya karar verdim. Kariyer planı yaptım, evlilik planı yaptım, az kalsın çocuk planı bile yapacaktım ki on yılı daha sadece düşünerek heba ettiğimi farkettim. Kızım bir dur, düşün, hatta düşünme. Ne diye düşüneceksin, düşünerek ne de çok zaman kaybettin. Yapmayacağın şeyleri planlayarak ne kadar ömür harcadın. Anı yaşa, plan yapma da kalan beş seneyi değerlendir bari dedim kendi kendime. Tam da bavulumu alıp gidecektim ki bu diyarlardan, hiç zamanım kalmadığını farkettim. Kendi kendime öğüt verirken de kalan beş sene mi güzelce yemişim meğersen. Döndük mü başa, üstelik bu genç yaşımda harcadığım 48 sene yanıma kâr aldı. Oldu mu be dede, hiç oldu mu.

Reklamlar