Tron bir efsane midir değil midir bilinmez ama bu filmin efsane filmler arasına giremeyeceği kesin. Tron tamamen görsellik üzerine kurulmuş bir film. Filmin başında hikayeye ile ilgili küçük bir bilgi verildikten sonra herşey bir çırpıda olup bitiyor. Savaş sahnelerinden, uçan motorsikletli programların savaşlarından filmde ne olup bittiğini anlayamıyorsunuz bile. Bir anda kendinizi “Ee, ne oldu şimdi, bu kadar mıydı?” derken buluyorsunuz. Tüm olay adamın kendi yarattığı oyun dünyasında sıkışıp kalması, oğlunun onu kurtarmaya çalışırken taş gibi bir hatunla hayatına devam etme şansı kazanmasından ibaretmiş meğer.

Şimdi bu filmin efsane olarak adlandırılmasına mı yanmak lazım yoksa Jeff Bridges’in gençken yaptığı bir hata yüzünden (ilk tron filminde oynaması) bu anlamsız filmde harcanmasına mı? 6 kez oscara aday olmuş, son yıllarda da oyunculuk konusunda en üst noktaya ulaşıp bir kez de oscarı almış bir oyuncu için çok kötü bir rol seçimi olmuş Tron.

Big Lebosvki’nin salaş ve yaşlı delikanlısı olarak hayran olduğumuz bu muhterem şahsın hatrına bu filmi hiç yokmuş gibi saymak istiyorum. Tron efsanesi benim için yalnızca bir I-max deneyiminden ibaret olacak, gerisi yalan.

Reklamlar